ABD Merkez Bankası (Fed), son iki günlük toplantısında politika faiz oranını değiştirmeyerek yüzde 3,5 ile yüzde 3,75 arasındaki mevcut seviyede tutma kararı aldı. Bu karar, piyasalarda geniş çapta beklendiği gibi, Fed’in ekonomik görünüm ve enflasyonola mücadele konusunda gösterdiği titizliği yansıtıyor. Toplantı sonucunda alınan karar, 12 üyeli Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyeleri arasında 9’a karşı 3 oyla onaylandı. Bu üç üye, Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, Dallas Fed Başkanı Lorie Logan ve Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari, enflasyonu kontrol altına almak amacıyla faizlerin 25 baz puan artırılması gerektiğini savundu. Ancak çoğunluk, riskleri göze alarak mevcut seviyede kalma yönünde karar verdi. Böylece, faizlerin artışını isteyen üyelerin sayısının azalmış olması, karar alma sürecinde farklı görüşlerin yansımalarına işaret ediyor.
ABD’de enflasyon oranı haziran ayında yüzde 3,5 seviyesine inmiş olsa da, Federal Rezerv’in yaklaşık yüzde 2’lik uzun vadeli hedefinin hayli üzerinde kalmaya devam etti. Bu durum, özellikle uluslararası jeopolitik gelişmelerden kaynaklanan risklerle birlikte, enflasyonun önümüzdeki dönemde yeniden hızlanabileceğine dair endişeleri artırıyor. İran’daki çatışmaların petrol, enerji ve gübre fiyatlarını olumsuz etkilediği ve global piyasalarda fiyat artışlarına neden olduğu belirtildi. Bu gelişmeler, enflasyonun kontrol altına alınmasını zorlaştıran faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca, Fed Başkanı Kevin Warsh, yeni göreve başladıktan sonra yaptığı açıklamalarda, fiyat istikrarını sağlamak önceliklerinin olacağını vurgulamış, ancak faizlerin nasıl seyredeceğine dair belirgin bir yönlendirmede bulunmamıştı. Ekonomistler, Fed’in politika duruşunun ve faiz kararlarının, enflasyonun yüzde 2 hedefine yaklaştığı seviyelere ulaşana kadar değişkenlik gösterebileceği görüşünde birleşiyor.
Uzman ekonomistler arasında, Fed’in enflasyon konusundaki sabrını kaybettiği ve fiyat artışlarının durmaması halinde faizlerin yeniden artırılabileceği yönünde görüşler öne çıkıyor. EY-Parthenon başekonomisti Gregory Daco, Fed’in fiyat istikrarı konusunda daha agresif bir tutuma dönme hazırlığında olduğunu belirtiyor. Öte yandan, KPMG başekonomisti Diane Swonk, haziran ayındaki görece düşük enflasyon verisinin Fed’e kısa vadeli bir mola sağladığını, ancak önümüzdeki dönemde iki veya daha fazla faiz artışının gündeme gelebileceğini öngörüyor. Bu gelişmeler ışığında, piyasa katılımcıları ve ekonomi uzmanları, Fed’in politika duruşunu yakından izlemeye devam ediyor, çünkü bu kararlar hem küresel ekonomik dengeleri hem de finansal piyasaların yönünü belirleyici olacak.
